sevgili blog,
Ç.M.'nin geri dönüşünün ardından ona karşı duyduğum her neyse, zamanla azaldı ve bitti. ve şimdi yine bir şeylerin üzüntüsündeyim, bilmiyorum monoton hayatım mı bunun sebebi yoksa aile yakınlarımızdan birinin çocuklarından birini kafamdan atamıyor olmamdan dolayı mı? aramızda 1000den daha fazla kilometre var, ve eminim aramızda 1 metre varken de sadece 1000 kilometre olması için çok uğraşmam gerekirdi, gerekir(talking to you from the other side of a wall in my mind, and it's clear that you're near to me). eminim iyi anlaşırdık, ama bir kardeş olarak görülürken ne kadar kolay ki bu. hiç değil.
bak, fiziksel açıdan duygusal yükümü hiçbir şekilde atamazken bu kadar dolmam hiç güzel değil tamam mı? böyle olsun istemiyorum. sinüslerime vuruyor. gözlerimden akıp gitmesi gerekir. ziyadesiyle salak hissediyorum, hayır demeyi beceremeyenlerin kurduğu zoraki yakınlığa bile seviniyorum. bu ne? kafamdakileri şöyle atsam, hepsini bir şekilde. utanırım üzüntümü reelde yaşamaya, insanların karşısında olmuyor. ama çözülmem gerek? kafamı bilgisayar ekranından kaldırmalıyım ve yastığa gömmeliyim belki de. ağlayabilseydim gömerdim. hepsi bu fiziksel olarak bütünüyle hissizlikten dolayı. bu gece nerede yatacağım yahu, yatağımın üstü ıvır zıvır dolu, salonda da yer yok. mutfakta sabahlayıp milletin 8 gibi gitmesini bekleyip yatsam mı. üşengeçlikten, darlıktan, sıkıntıdan sıkıldım. kendimden sıkıldım.
24.8.09
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
0 daha fazla bilgi için tıklayın...:
Yorum Gönder