buraya bir şeyler yazacaktım, sonra vazgeçtim. gelecek seferde görüşürüz.
ayrıca az önce sims oynarken şlök diye kapandı. en son ne zaman save ettiğimi hatırlamıyorum ama kötü bi zamanda kapandı yani. ben de sims'i kapattım.
28.11.09
25.11.09
unuttuğunu zannettiğin insanlar çıkıyor köşe başından.
sonra bir bakıyorsun, dünya yuvarlakmış.
gitmişsin, gitmişsin... ama sonunda, başladığın yerdesin.
sonra bir bakıyorsun, dünya yuvarlakmış.
gitmişsin, gitmişsin... ama sonunda, başladığın yerdesin.
ve çok eski esas çocuk mezunlar programı için okula gelir.
ne kadar çekici olduğunu unutmuşum. ve seni gerçekten sevebilirdim bütün aptallıklarına rağmen, izin verseydin.
bayram hediyemi gördüm ve geri verilmemek üzere elimden alındı, ağzımdaki kekremsi tadı hangi şeker giderebilir ki.
ne kadar çekici olduğunu unutmuşum. ve seni gerçekten sevebilirdim bütün aptallıklarına rağmen, izin verseydin.
bayram hediyemi gördüm ve geri verilmemek üzere elimden alındı, ağzımdaki kekremsi tadı hangi şeker giderebilir ki.
22.11.09
eskiden yatmadan önce hayal kurardım, şimdi kuramıyorum. son 2-3 aydır.
hayal ku-ra-mı-yo-rum.
bu çok büyük bir sorun.
hayal ku-ra-mı-yo-rum.
bu çok büyük bir sorun.
19.11.09
17.11.09
16.11.09
"niçin ağlıyorsun elisabeth, mutlu değil miyiz?"
gece gece kafama takıldı. mutlu muyuz? bir çoğulum olsaydı, bir soranım olsaydı iki olumsuzdan bi olumlu çıkartırdım. mutlu olurduk. birlikte.
paylaşacaksın ki artsın mirim. zamanın geçtiğini anlaman için mekana ihtiyacın var, hissetmek için de hislerini tanımlayabileceğin somutluklara. mutlu olduğumu anlamam için yanımda bir "şey" olmalı. bir insan mesela.
tüm bencilliklerimden kurtulup farklı bir ruhla kaynaşmak, yerimi yadırgamamak istiyorum belki de. yadırgama lüksümün olacağı bir yer istiyor da olabilirim. ama yerim olsun, yer ayırayım.
kimseyi sevemiyorum çünkü her şey akıp gidiyor. istediğim kıyıya çıkmak değil, sadece bir sal yapalım ve onun üstünde akıp gidelim, sal güvenimiz olsun ve üstünde de ikimiz, ya da kaçımızsak? ya da birlikte dalarız suya, hem de nefes almamız gerektiğini bir an olsun düşünmeden. ölürsek de birlikte ölürüz. birlikte.
eliza doolitle: oh wouldn't it be loverly?
gece gece kafama takıldı. mutlu muyuz? bir çoğulum olsaydı, bir soranım olsaydı iki olumsuzdan bi olumlu çıkartırdım. mutlu olurduk. birlikte.
paylaşacaksın ki artsın mirim. zamanın geçtiğini anlaman için mekana ihtiyacın var, hissetmek için de hislerini tanımlayabileceğin somutluklara. mutlu olduğumu anlamam için yanımda bir "şey" olmalı. bir insan mesela.
tüm bencilliklerimden kurtulup farklı bir ruhla kaynaşmak, yerimi yadırgamamak istiyorum belki de. yadırgama lüksümün olacağı bir yer istiyor da olabilirim. ama yerim olsun, yer ayırayım.
kimseyi sevemiyorum çünkü her şey akıp gidiyor. istediğim kıyıya çıkmak değil, sadece bir sal yapalım ve onun üstünde akıp gidelim, sal güvenimiz olsun ve üstünde de ikimiz, ya da kaçımızsak? ya da birlikte dalarız suya, hem de nefes almamız gerektiğini bir an olsun düşünmeden. ölürsek de birlikte ölürüz. birlikte.
eliza doolitle: oh wouldn't it be loverly?
ve ben
paralel evrenlerden birinde
bomboş hayatımı yaşarken,
komşu evrende bir bütünler,
bana götüyle gülüyor...
paralel evrenlerden birinde
bomboş hayatımı yaşarken,
komşu evrende bir bütünler,
bana götüyle gülüyor...
11.11.09
biyoloji ve matematikten 80'in üstünde alsam mutlu olacağım
ve bu durum fizik ve kimyaya çalışma isteğimi ciddi anlamda baltalıyor
sorun şu ki fizik ve kimya sınavları sırasıyla yarın ve sonraki gün olacak.
ve bu durum fizik ve kimyaya çalışma isteğimi ciddi anlamda baltalıyor
sorun şu ki fizik ve kimya sınavları sırasıyla yarın ve sonraki gün olacak.
7.11.09
erkekler hep bir "dostlar meclisi"nde karşısındaki arkadaşına ya da uzaktaki bir noktaya düşünceli-müşfik karışımı bakışlar atarken fotoğraf çekilir, onları avatar ya da profil resmi yaparlar.
tuhaf şey.
tuhaf şey.
3.11.09
laika
sevgili ismini bilmediğim, tüyap için izmirden gelen çevirmen -00.29: egemen'miş-;
o kadar alışverişten sonra son dönüşte tek kitap için yüz lira uzatıp "joker kullanıyorum" dediğimde surat ifaden görülmeye değerdi doğrusu. ayrıca "kaşık aslında yok" esprisi de iyiydi ha, aehah.
yine ismini bilmediğim sarışın keçi;
o sesi nerenden çıkarttığını anlayamadım ama deliler gibiydi. hiç duymadığım bi efektti, pek tabii bir skill sesi olabilir. muhteşem olur.
mehmet daaaayı/amca/dede;
o pizzadan bi dilim almamak için kendimi ne kadar zorladığımı tahmin bile edemezsin. ayrıca geçen seneki gibi değildin bizi orada çok beklettin, cıkcık.
alişan "eşeği";
2010'un ilk yarısında ya da son yarısında çıkartman benim için farkmaz benim acelem yok. gerekli şeyler'e gelip de seni bulup hesap sormam. çevirmen'in sana eşek demesinden hoşlanmamış gibi gözüküyodun, kuliste kavga çıkmasından şüphelendim höhö.
ve haftasonu gelecek olan keri;
alacağın ossun olum. biz dersaneye gidenlere acı lan.
gözlemlerimden çıkarttığım genel kanı: hiçbir standdaki satıcılar sizin kadar muhteşem değil, 3 yıldır gördüğüm en güleryüzlü hizmeti yapıyorsunuz. GOODBOYS.
o kadar alışverişten sonra son dönüşte tek kitap için yüz lira uzatıp "joker kullanıyorum" dediğimde surat ifaden görülmeye değerdi doğrusu. ayrıca "kaşık aslında yok" esprisi de iyiydi ha, aehah.
yine ismini bilmediğim sarışın keçi;
o sesi nerenden çıkarttığını anlayamadım ama deliler gibiydi. hiç duymadığım bi efektti, pek tabii bir skill sesi olabilir. muhteşem olur.
mehmet daaaayı/amca/dede;
o pizzadan bi dilim almamak için kendimi ne kadar zorladığımı tahmin bile edemezsin. ayrıca geçen seneki gibi değildin bizi orada çok beklettin, cıkcık.
alişan "eşeği";
2010'un ilk yarısında ya da son yarısında çıkartman benim için farkmaz benim acelem yok. gerekli şeyler'e gelip de seni bulup hesap sormam. çevirmen'in sana eşek demesinden hoşlanmamış gibi gözüküyodun, kuliste kavga çıkmasından şüphelendim höhö.
ve haftasonu gelecek olan keri;
alacağın ossun olum. biz dersaneye gidenlere acı lan.
gözlemlerimden çıkarttığım genel kanı: hiçbir standdaki satıcılar sizin kadar muhteşem değil, 3 yıldır gördüğüm en güleryüzlü hizmeti yapıyorsunuz. GOODBOYS.
sifonu çekin artık!
Harry Potter Role Play siteleriyle ilgili sıkıldığım şeyler:
- İspanyol asilzadesi gibi gezen beş isimli salaklar -genelde Slytherin'li olurlar-
- İsimlerine bol bol x, q, w, é, ä, á, à, è benzeri harfler katanlar -genelde okunuşları konusunda hiçbir fikirleri olmaz-
- En fazla on beş yaşında olmalarına rağmen (genelde sitelerde en yüksek beşinci sınıf olunur) yirmi beş yaşında gibi davrananlar, kendilerini GOSSIPGIRLÇILGINGENÇLİĞİ zannedenler
- 1000 kişilik bir sitede 10 tane Muggle doğumlu/Melez olması, geriye kalanların "toujours pur" olmaları
- Karanlık tarafta olmanın çok güzel olduğunu sananlar
- İmla-yazım hatası olmaksızın güzel iki cümleyi bir araya getirmekten aciz insanların çok bi bokmuş gibi extraordinarylerin şahı kurgularına göre pop yıldızı, ot bok olmaları -Evet sonia michelle williams, seni kastediyorum-
- RP Puanlama adlı saçma salak bölümü yöneten insanların karamsar ergen bir lavuk gibi yazmadığın sürece sana yüksek puan vermemesi ve kendilerinin senden daha kötü RP yapması
- Yine aynı RP Puanlama bölümünde saçma sapan kriterler koyulması (RP'nizde 3ten fazla renk kullanmayacaksınız! WTF?)
- D'Arc soyadını ve türevlerini Gabrielle D'Arc'tan sonra sürekli kullanan salaklar-soyadı mı bitti lan!? Ör: D'Arcy, D'Arcs.
- PoeGuin gibi gerzek soyadlar üretilmesi -Edgar Allan Poe, Ursula K. Le Guin, vayss çok saygı duydum şimdi, GET OVER YOURSELVES-
- Herkesin ünlülerinin daş ötesi olması
- On iki yaşında, s.kinin ne işe yaradığını bilmeyen bebelerin haftada bir sevgili değiştirip onlarla Yasak Orman'da yiyişmesi
- OKULUN BEKÇİSİYLE 4. SINIFTAKİ KIZIN ÇIKMASI.
- Gereğinden fazla karışık bölümlerin olması, renklendirmenin 432869538604 çeşit olması-KEEP IT SIMPLE!
- RP dışı bölümünde geriye kalan bölümlerin hepsinden daha fazla şeyin yazılmış olması, gidin MSNde falan sosyalleşin, saçmasapan aşk böceği muhabbetlerinizi mi çekicem?
- Üyelerin resimleri bölümünde hilkat garibesine bile oii ashqum çok daşşş hatunsun muamelesi yapılması. Hadi ordan düdüğüm!
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)