Bana baktığını hissedebiliyordum. Çıkmıştı, olması gereken -ya da olmaması gerektiğini düşündüğüm- yerden. Uzaklaştı benden; istediği an gidebileceğini alayla suratıma vuruyordu sanki. Sesini duyabiliyor, varlığını görebiliyordum. Çıktığında ne olacağı konusunda hiç düşünmemiş değildim, bazı savlarım bile vardı aslına bakılırsa. Bu ise hepsinden daha garipti. İnanamazlık hissini bir yana bırakırsak, büyük bir boşluk vardı içimde. Gidince, bedenden ayrılınca "hissetmeyeceğimi" düşünmüştüm hep. Oysa oradaydı, ah, tam tepemde, benimle dalga geçercesine... Boşluğun farkında olduğumu biliyordu.
Savlarımı tek tek gözden geçirdim. Ruhun çıktığında olanlar bu kadar basit değildi oysa. Oradan gittiğinde, arkasında bıraktığı "hissizlik hissi"ni iliklerine kadar algılayabiliyordun. Algılayabiliyordum. Hâlâ bir ruhun vardı; ama sana ait değildi adeta. Sana ait olan en önemli şeyi kaybettiğini, önce varlığını gösterip sonra hiçliğe karışarak hissettiriyordu. O an ağlamak istedim. Yapamadım. Yapamıyordum. Sanki bir "duygu tutulması" yaşıyordum. Hiçbir şey yapamamış olmuştum. Her şeyin anlamsız olduğunu anlıyordum gerçekten. Ruhum giderse ne yapacağımı düşünüp telâşlandım birden-en azından, telâşlanmaya çalıştım. Eskiden telâşın olduğu yerde hiçbir şey yoktu. Ruhun gitmesi böyle bir şeydi, hissetmen gerektiğini biliyordun; ancak hissedemiyordun. Acı verici olarak tanımlayacaktım neredeyse; ancak artık "acı" da yoktu. Beni, ben olduğuma inandırabilecek tek şeyi kaybetmek üzereydim.
Aklımdan şüphelendim. Her şeyin bir oyun olmasını diledim. Değildi oysa. Orada duruyor, beni gitmekle tehdit ediyordu sinsice ruhum ve ben hiçbir şey hissedemiyordum. Ona yalvarmak istedim; ancak yalvarmak için gerekli hislerden yoksundum. Bu bir duygu tutulmasıydı ve süreç, kendi döngüsüne göre işleyecekti.
Hareketsiz, ona baktım. Hareketsiz ve issiz. Elimden gelseydi, yalvararak bakardım. Elimden hiçbir şey gelmiyordu. Ruhum gidince, yaralarımın kabuk bağlayacağını düşünürdüm. Hayat denen bu "boşluk"ta düşüşümün en az yarayla tamamlanacağını, düşünce uyanacağımı düşünmüştüm. Şimdiyse, kanayan bir yaraya sahip olabilmek için, geriye kalan her şeyimi verebilirdim.
İsteğim gerçekleşti birden. Her şeyimi verdim; canımı, mantığımı. Orada, göğe yükselecek bir ruhtan yoksun, ölmüştüm.
hissetmemeye zorlanan sevgili dostlara.
15.8.09
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
0 daha fazla bilgi için tıklayın...:
Yorum Gönder