22.8.09

american dream

şu sağ üst köşedeki remember when zımbırtısını hiç beğenmedim, ama sorun değil. senin için sorun mu, sevgili okur? tabii ki değiiiil :))))

bu sabah uykumdan "svenja, svenja" diye bağıran bir adamın çığlıklarının yavaşça çekiç seslerine dönüşmesiyle uyandım. çekicin ritmine göre svenja diyormuş adam da meğer rüyamda. rüyaya geçmek gerekirse, dün akşam on beş dakika kadar izlediğim pek güzel cold case bölümüne buradan selam ederekten başlıyorum:

öncelikle bölümün izlediğim kısmının özetini geçeyim; ırakta savaşan bir amerikan askeri kadın -ki bu kadın ben olacağım- ve cephede birlikte savaştığı ve ölümden kurtardığı bir adam -ismini unuttum o yüzden ona charlie diyeceğiz çünkü lost'taki charlie'yi hatırlatıyordu- ülkelerine geri gönderilirler. benim kolum kopmuştur, charlie'ninse bacağı. ama rüyamdaki charlie'nin gözü kör olmuş olacak. hı bi de frank var. cephede onlarla birlikte savaşan ama ölen adam. en son frank'in eşi, beni frank'in ölümünden sorumlu tutuyordu. benim ölümüm araştırılıyordu. sonra reklam girdi kapattık ben bilgisayara geçtim falan.

rüyamda frank'in ölümüne neden olan kazanın olduğu yere geri dönüyorduk charlie ile birlikte. charlie'yi ne şekilde kurtardığımı gösterecek bir flashback oluyor. kazayı yaptığım ana dönüyoruz, arkamda sürdüğüm kamyon yanıyor, etraf alevlerden görülmüyor. karşımdaki alevlerin arasından charlie çıkageliyor, bana bakıyor, yüzünde birden psikopat bir gülümseme beliriyor. elindeki çakmağı çakıyor-ve vücudunun sağ yarısı alev alıyor. haykırıyorum ve bir şekilde alevlerin arkasındaki gölümsü yere onu atlatıyorum *burda 'gazyağının ateşi suyla sönmez ki?' diye düşündüm rüyamda da, ama söndü* ve ardından ingilizce konuşmaya başlıyorum, charlie'ye vücudunun sağ yarısının us, sol yarısının them olduğunu söylüyorum, yin yang hesabı. gözü orada kör oluyor. sonra flashbackten çıkıyoruz. ben charlie'ye frank'in öldüğü yeri bilip bilmediğini soruyorum ve beni frank'in cesedine götürüyor. hiç bozulmamış, aheahea rüyadaki tutarsızlığı şimdi fark ettim, hiç bozulmamış ceset sadece yaşlanmış. cesetle oynadım, öğk. sonra farklı bir çatışmanın sesleri geldi ve ben korkmaya başladım, charlie'yse yok artık lebron james modundaydı, ama gerçekten ırak'ta başka bir çatışma vardı, bu sefer de japonlarla savaşıyorlardı. ırakta. sonra ben, hem kendimin hem de japonların muhtelif üslerini yöneten muhtelif kişilerin gözünden izlemeye başladım rüyayı, onlar bizi öldürmek için arıyorlar, biz onları kurtulmak için arıyoruz, bir kovalamacadır gidiyor. kendime söylemek istiyorum dur, göründüğün anda tetiğe basılacak öleceksiniz. ama söyleyemiyorum. sonra en bi kral üssün olduğu düzlüğe uzay aracıyla bir adam iniyor, meğer amerikadan büyükelçi gelmiş. bizim masum olduğumuzu söylüyor. sonra uzay aracı büyükelçinin kontrolünde olmadan kalkışa geçiyor, büyükelçi bizim nerde olduğumuzu söylüyor uzay aracı yukarıya doğru onu çekerken: "svenjaaa, svenjaaaaaa!..."

ve sonra uyandım. dets ol folks.

0 daha fazla bilgi için tıklayın...:

Yorum Gönder