10.9.09

bu yazı 21 saat önce yazılmıştır

Saat 6.03 itibarıyla merhaba sevgili blogcuğum.

Bu yazıyı ne zaman atacağım bilmiyorum ama şu an değil, çünkü elektrikler kesik. Deliler gibi yağmur yağıyor, ben de oturma odasındaki pencerenin yanındaki kocaman kırmızı kanepede oturmuş 5-10 saniyede bir şimşeklerle aydınlanan gökyüzünü izliyorum. Gözlerimi kamaştıracak kadar şiddetli oluyorlar bazen. Yağmur huzur verici, ama elektriklerin kesik olması hiç güzel değil. Ayrıca bu hızla yağmaya devam ederse korkarım ki sel başımıza asla gelmeyen korkunç felaketten normale dönecek. Neyse, en azından -şarjı yakında bitecek de olsa- bir laptoptayım.

Ç.M.(17) 2-3 gün kadar önce msn’de hiçbir şey olmamış gibi onunla konuşmaya başladığımda konuşma normal seyrinde olsa da beni bir iki arkadaşıyla kıskandırmaya çalıştı. O kadar odunca bir davranıştı ve o kadar incelikten yoksundu ki kıskandırmaya çalıştığı her şekilde belli oluyordu yani. Bu hareketi çok iticiydi, ben de onu msn’den sildim –zaten aktif olarak kullandığım msn’imde ekli değil- ve 2-3 gündür konuşmuyoruz. Hayat ne kadar da huzurluymuş canım.

Bugün bir arkadaşımla konuşurken yine yurtdışında okuma hevesim kabardı, A Level olayını falan araştırdım, İngiltere filans. Ve aslında yurtdışında tıp okumanın hiçbir anlamı olmadığını fark ettim AMA ÇOK İSTİYORUM YA. Gerçekten. Yani, madem farkı yok en azından daha sürprizlerle dolu bir ülkede falan olayım. Ama işte nedir, burnum sürtülür uzağa gidince, homesick olurum, kültür şoku yaşarım, zaten tıp gibi ağır bir bölüm bir de İngilizce’sini anlamakla mı kasacağım, İngilizce tıp okuyacağım da ne olacak Türkiye’ye döndüğümde ne işime yarayacak felaaans. Bu arada alakasız ama Blackmore’s Night ne kadar da âşık bir grup ismi değil mi? Ritchie Blackmore’s Candice Night. Vaov. İlginç. Neyse, ne diyordum, tıp. Ama burada olmak istemiyorum, bilmiyorum, neden ki yani. Aslında tüm hayatım boyunca, eğer uzun bir hayatım olacaksa tabii, Türkiye’de yaşayıp Türkiye’de hizmet vermek de istemiyorum. Vatan hainliğiyle bir alakası yok ama ne bileyim hayatım boyunca burada mı kalacağım? Yine de para istiyorsam kurulu bir yaşamımın olması gerekiyor sanırım. Sonuç olarak, İngiltere hayallerini bir kenara atıp Çapa Tıp için çabalamam gerekiyor. Bunun bilgisi, yani çok saçma oldu ama kastettiğim şey şu: bunu biliyor olmak, bu bilgi beni çok üzdü. Kendimi sonsuza kadar burada kalacak gibi hissediyorum. Yani yarın ölüp gidebilirim, hatta şu yazıyı size asla yayınlayamayacak olabilirim ve sabah benimkiler uyandığında beni kucağımda standby’a geçmiş bir laptopla ölü bir hâlde bulabilirler ve yazdığım son yazının bu olduğunu görebilirler. Oha, bu düşünce çok kötüydü. Yani, şu an yaşadığım dünya aslında önemli değil, ne olursa olsun geçip gidecek önemli olan öteki dünyam ama burada da yaşayabilirim. Bu kadar çok güzellik yaratılmışsa, onları neden yaşamayayım değil mi? Çok üzülüyorum, çimenin daha yeşil olduğu yerleri vaat eden gencin bu sefer de bir üniversite imkanı olarak vücut bulduğunu düşünürsek hissettiklerim aynı yani.

Geçenlerde artık az girdiğim diğer msn’ime girdim, bir role play sitesinden tanıştığım –ya da aslında tanışmadığım, öyle beni eklemiş- bir kızın nickinde “HipotRock” yazıyordu. Hipotrak, hipotrak, kelime oyununda bir yanlışlık var diye on-yirmi dakika kadar yanlışlığı bulmaya çalıştıktan sonra ters çevirdiğimizde hiportak olduğu falan filan, sonuç olarak HİPOTRAKın tınısı beni delirtiyor ve şu an hipotrak, hipotrak olarak kafamda yankılanıyor. O kadar iğrenç ki kusmak istiyorum o kelimeyi beynimden.

Sanırım şimdilik aklıma gelenler bunlar ve gerçekten bütün bunları kimse okumuyor ya. Ahahah. Hava da deliler gibi. Sashaslanmısh Makarnasha’yı özledim, sevgili Yiğit, wish you were here.

0 daha fazla bilgi için tıklayın...:

Yorum Gönder